0532 251 0614

Koronavirus ve Sağlık Turizmi

COVİD 19 , yaygın bilinen adıyla Koronavirus, 8 ayda tüm dünyayı etkisi altına alan 600.000 civarında insanı ölümüne neden olan ve çoğu insanın yaşantılarını ,değerlerini ve mücadelelerini yeniden sorgulatan görünmeyen minik canavarlar. Her sektörü etkilediği gibi , Son yıllarda Türkiye’de adını sıkça duyduğumuz sağlık turizmi sektörünü de çok olumsuz yönde etkilemiştir.

Sağlık Turizmi Türkiye için çok önemli bir turizm kolu olduğu aşikardır. 2010 dan itibaren yükselen bir ivme ile ülkemizde gelişen sonrasında Suriye’de gelişen olaylarla tökezleyip pandemik kriz ile yere düşen bu sektörü size anlatmaya çalışacağım.

Sağlık Turizmi; Kişi ya da kişilerin ikamet ettiği ülkeden farklı bir ülkeye planlı olarak sağlık hizmeti almak amacıyla yaptığı seyahatlerdir.

Sağlık Turizmi genel olarak 3’e ayırabiliriz.

Medikal Turizm (Tıp Turizmi) : Bu gruba planlanmış operasyonlar ve ileri tedaviler, tüp bebek, estetik, diş tedavileri, diyaliz tedavilerini örnek verebiliriz

Termal Turizmi:

Yaşlı ve Engelsiz Turizmi ( 3. Yaş Turizmi) :

Virüs öncesi sadece Türkiye’de değil tüm dünyada önemli katma değer sağlayan bir sektör olması hasebiyle her ülkenin ilgi alanıydı. İstatistiksel olarak baktığımızda , Normal turizmin payı 3.5 Trilyon dolarken Sağlık turizmi payı 500 milyar dolar seviyesindeydi. Yeni gelişen bu sektör turizmin diğer kollarından daha çok gelir getiriyordu. Her yıl dünya nüfusunun % 3-4 ü bu amaçla seyahat ediyordu. Yılda % 25 büyüyen bir sektörden söz ediyoruz. Bu nedenle özellikle dar ekonomili ülkeler bu pastadan pay alabilmek için ülke politikalarını yeniden düzenlediler. Bu ülkeler ekonomik kalkınma için kaynak olarak sağlık turizmini, uygun fiyat garantisi ile sunarak pazardan iyi pay almaya başladılar. Özellikle Doğu ve Güney Asya (Hindistan, Malezya, Singapur, Kore ve Tayland) ve Güney Amerika (Brezilya, Kosta Rika, Küba Meksika) bu alanda kendilerini geliştirdiler.

Ülkemize baktığımızda ; gerekli yasaları ve teşvikleri çıkartarak sağlık turizminin önemini erken kavrayan ülkelerden bir olduk. 2010-2016 arasında hızla tırmanarak ilk 10 a girdik. 2023 hedefi olarak hükümet 2 milyon sağlık turisti ve 20 milyar dolar gelir hedefledi ve bunu da hükümet programına yazdı. Fakat sağlık kurum ve kuruluşları ,sağlık turizmi acenteleri turizm sektöründe olduğu gibi rekabeti , kaliteye değil maalesef fiyata dayalı yapmaları ülkeye giren döviz miktarının azalmasına neden olmaya başlamıştı.

Maalesef, Suriye’nin türlü oyunlar ile işgali ve ardından bu işgalle bağlantılı olarak Irak’ın Kuzey yarısına da sıçrayan savaş, ülkemizin en büyük hasta kaynağı olan bu özel coğrafyayı bir sağlık turizmi havzasından ,birer kitlesel mülteci kaynağına dönüştürerek çok talihsiz bir biçimde sağlık alanında ulusal gelir/gider dengelerimizi tersine çevirmiş, hesaplarımızı ve sektörel dengelerimizi alt üst etmiştir .

Yanı başımızda cereyan eden bu savaşa bağlı olarak ülkemiz savaş coğrafyası içinde anılmaya başlanmış, diğer bir hasta kaynağımız olan Avrupa pazarındaki hastalarda ülkemize karşı bakış açısında güvenlik gerekçesiyle çelişkiler ortaya çıkmış ve Avrupa kaynaklı sağlık turisti sayılarımızda da azalmalar baş göstermiştir.

Sağlık Turizmi hastanın kendi iradesine dayalı bir hizmet alımı şeklidir. Hasta masraflarını kendisi karşılayacağı, seyahatine ve ilintili zorluklarına göğüs gereceği bu hizmet alımında iki ana konuda güven duymak ister. Bunlardan ilki alacağı sağlık hizmetinin kalitesi, ikincisi ise can ve mal güvenliğidir.

Daha sonra 2019 yılının aralık ayında Koronovirüs salgını patlak verince, ve ülkeler sınırlarını kapatınca sağlık turizmi son 8 aydır durma noktasına geldi.

Geriye dönüp baktığımızda son on beş yılın ilk on yılını hizmet kalitesinde yıldızlaşma çabaları ve başarılarıyla süslemiş olan ülkemizin buradaki kazanımları, kalan beş yılda dış odakların konjonktürel manipülasyonları, hükümetin zamanında önlem alamaması neticesinde güvenli ülke imajımızı peyderpey yitirmemiz sebebiyle bir bir ortadan kalmıştır. Buna rağmen ülkemizin Pandemideki başarısı her ne kadar bazı ülkelerde Türkiye sayıları az gösteriyor dese de, hastanelerimizin donanımı, sağlık camiamızın kalitesi ile tüm dünyada sağlıkta iyi bir yerde olduğumuzu gösterdi.

Sonuç olarak kişisel düşüncem ve temennim, virüs üzerinde yaşayacağı konağı yani bulaştığı insanı öldürmek istemez. Ölümüne sebep olduğunda kendisi de ölmektedir. Bu nedenle mutasyona uğrayıp insanla yaşayabilecek bir forma dönüşeceğini düşünüyorum.

Yurt dışındaki sağlık turistlerinin sağlık kuruluşlarımızın kriz öncesi verdiği sınavı kazandığını düşünerek, kriz sonrası taleplerin artacağını umut ediyorum.

Sağlık turizmi acentelerimizin, sağlık kurum ve kuruluşlarımızın, sağlık turizmi ile uğraşan STK’larımızın yurt dışındaki tanıtım ve lobi faaliyetleri ile turizm de olduğu gibi sağlık turizminde de yeniden yukarıya bir ivme hareketi olacağı ümidiyle sağlıcakla kalın.